Mahkeme Başkanı : “Biz FENERBAHÇE ŞİKE YAPTI diye CEZA VERMEDİK”

 

3 Temmuz 2011’den beri Türkiye FENERBAHÇE’nin şike davasıyla yatıyor, şikeyi konuşuyor, şikeyi tartışıyor.

 

Spor kamuoyunun FENERBAHÇE li olanlar dışındaki kesimi,  hatta bir grup FENERBAHÇEli,  2 yıldır yazılı ve görsel medyanın ağır propogandası neticesinde Şike yapıldığıa inanıyor, kendi taraftar oldukları takımların da şike – teşvik olaylarına karıştığını bilseler de, FENERBAHÇE nin cezalandırılarak Türkiye’ye TEMİZ FUTBOL geleceğini düşünüyor,

 

 FENERBAHÇE li taraftarların savunması ise bir kaç şekilde:

 

1-   Birinci Grup FENERBAHÇEli, “Sadece FENERBAHÇE mi yaptı Şikeyi – teşviği ? GS nin 8-0 lık Zalad olayı neydi? Denizli’ye giden 1 Milyon USD nasıl Song’a gitti ? Song’un menejeri niye dava açtı daha bu sene alacağını tahsil etmediği için?  Malatyaspor’a giden Şahinleri kim neden gönderdi?” diyenler.  Bu Grup Şikeyi zımnen de olsa kabul eden ama herkes yaparken, FENERBAHÇE’nin günah keçisi olarak seçildiğini düşünenler;

 

2-   İkinci Grup FENERBAHÇE li, şike ve teşvik suçunun tek taraflı olamayacağını bilen, olayları ve kararları mantık süzgecinden geçirerek, “madem şike yaptı FENERBAHÇE, karşıdaki takım – yönetici – futbolcu neden cezalandırılmıyor?”  diyerek isyan edenler;

 

3-   Üçüncü grup FENERBAHÇEli, 2010 – 2011 senesinde neredeyse her maçı seyreden, nasıl kazanıldığını bilen, şike yapıldığı iddia edilen maçlarda bile son dakikaya kadar fıtık olan, “Şike yaptıysak Niye böyle zorlandık, anamız ağladı her maçta, hangi maçı rahat kazandık, insaf..!” diyen Grup… bu grup şikeye inanmıyor ama ne olursa olsun HUKUK un bu kadar körlemesine karar veremeyeceğini bilen, bunun için de şaşkınlık içinde olanları izleyen Grup

 

4-    Dördüncü Grup FENERBAHÇE li, bu olayların tamamının uydurma olduğunu, siyasi ve rant amaçlı olduğunu, Hükümetin – Cemaatin diş geçiremediği FENERBAHÇE yi bu şekilde cezalandırarak yola getirmek istediğini düşünen, rakip takımın usulsüzlük ve yolsuzluklarını kapatmak amaçlı bir operasyon yapıldığını söyleyen; hatta büyük resme bakarak “bu sadece bir komplo, iktidar ve üstün güçler FENERBAHÇE ‘yi cezalandırıyor” diyen, bunu ATATÜRK/LAIKLIK /CUMHURİYET ekseninde bir siyasi cephe söylemiyle ortaya koyan Grup

 

5-   Son Grup da, Şike – Teşvik yapıldığına inansa da inanmasa da, 15 yıldır iktidardaki Aziz Yıldırım yönetiminin, FENERBAHÇE için bu süreçte yaptıklarını ve yapacaklarını gören Kongre üyeleri tarafından seçim yoluyla gönderileceğini düşünmediğinden,  gitmesi için bu olayları kullanan MUHALEFET kanadı.    

 

Aslında Aziz Yıldırım yönertimi ağzıyla kuş tutsa gönderilmesi gerektiğini düşünen muhalefeti saymazsak, ilk dört Grubun söylediklerinin herbirinde biraz gerçeklik payı var. Öyle ya Şike deninca akla ilk gelen başka takımlar var, şike tek taraflı olmaz, 2010-2011 de maçların en son saniyelerde kazanıldığı ortada, Siyasetin FENERBAHÇE’ye karşı tavrı ortada, rakip takımın usulsüz işlemleri ve Devlet tarafından kayırılan operasyonları belli…

 

Peki Sporda Ülkenin en üst derece karar mercii olan ve Tahkim kararları üzerine başka mahkeme kararı dahi alınamayan Türkiye Futbol Federasyonu’nun, Şikenin sahaya yansımadığı, sahadaki sonuçları etkilemediği kararları olmasına rağmen Özel Yetkili Mahkeme nasıl hüküm verebilir ve nasıl cezalandırablirdi FENERBAHÇE’yi? Burada takılıyordum hep…

 

Çünkü, ne kadar taraflı olursa olsun, biraz hukuk mürekkebi yalamış ve HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ ne inanan, MAHKEME KARARLARI nın mutlaka gerçek delillere ve hukuken tespit edilen olaylara dayanacağını bilen, komplo bile olsa uyduruk da olsa KANIT yoksa hüküm ihdas edilemeyeceğine inanan biri oldum hep.

 

Ve ilk günden beri şaşkınlık içindeydim. Mahkeme kararının Yargıtay’dan döneceğine de inanıyordum. Şaşkınlığım ve 2 yıldır süren bu ŞOK, UEFA’nın, yukarıda belirttiğim TFF kararlarını hiçe sayıp, ÖYM kararlarını esas alarak FENERBAHÇE’ye ceza verdiği gün kat be kat arttı.

 

NEDEN diyordum, TFF, shada sonuçları ve şampiyonluğu etkileyen bir eylem gerçekleşmemiştir derken, onun bağlı olduğu Uluslararası kurum bu karara inanmayıp NEDEN Mahkeme kararını esas alır? Çünkü şike yapılmadığına göre er ya da geç, o mahkeme kararı Yargıtay’dan dönecek. NEDEN ..?

 

İşte bu kararın ardından.. AV ZAMANI filmindeki gibi, başka bir açıdan bakayım – sıfırdan okuyayım - hukuksal metinleri, bilmediğimiz ne var, NEYİ KAÇIRIYORUZ diyerek MAHKEME KARARI nı gerekçeleri, mütalaaları tek tek okumaya başladım. Neydi gözümüzden kaçan? Çünkü UEFA sürekli olarak ÖYM kararını esas alıyordu…

 

İşte bu araştırma sırasında, Hepimizin, tüm FENERBAHÇELİLERİN, taraflı – tarafsız tüm Spor Kamuoyunun,  hatta belki de YÖNETİM in bir yıldır görmediği, anlamadığı, okumadığı ACI GERÇEK, bir arkadaşım, bir büyüğüm tarafından GÖZÜME SOKULDU.. Mahkeme tutanaklarında açık açık yazıyordu GERÇEK.. Yargıç, GEREKÇELİ KARARDA NET olarak belirtiyordu bunu:

 

Mahkeme FENERBAHÇE’ye ŞİKE YAPTIĞI İÇİN CEZA VERMEMİŞTİ..

 

Çünkü …

 

FENERBAHÇE Şike yapmamıştı… Sadece Şike Yapmayı düşündüğü ya da yapmak istediğini düşündürecek bazı yoruma açık eylemleri bu anlamda yorumlanmıştı.

 

Çünkü ŞİKE, karşı tarafla ya da üçüncü taraflarla, maçın sonucunu FIX lemek (Avrupada kelime karşılığı budur) için ANLAŞMAK demektir. Oysa karşı taraf yoktu, anlaşma yoktu, para-menfaat alışverişi yoktu, maç sonucu da buna bağlı gerçekleşmemişti..

 

Peki ne yapmıştı Neden böyle bir karar vermişti Mahkeme? Cevap Yasada yatıyor, Güya bizi küme düşürmemek için kabul edildiği iddia edilen 6222 No.lu yasa metni, aslında bizim için FELAKET olabilecek hükümler içeriyor.

 

Biliyorsunuz bir ceza verilmesi için SUÇ oluşması gerek, Bu suç gerçekleşmezse, TEŞEBBÜS sayılıyor ona göre ceza veriliyor, tabii teşebbüs olması için de bir TEKLİF gerek.

 

İşte Yasa Koyucu (TBMM – Hükümet) bu maddeyi aynen şöyle düzenlemiş:

 

SUÇ gerçekleşmezse dahi, TEŞEBBÜS aşamasında kalsa dahi, SUÇ oluşmuş sayılır. TEŞEBBÜS olmasa dahi, bu amaçla yapılmış olan TEKLİF de TEŞEBBÜS sayılacak ve SUÇ hükmünde değerlendirilecektir.

 

_______________________________________________________

 

Çok basit bir ÖRNEK :

 

SUÇ: Mesela birlikte bir Mağazanın camını kırmak

 

TEŞEBBÜS : Mağazanın camını kırmak üzere anlaşmak ama camı kırmadan önce vazgeçmek – başaramamak – SUÇ işlenmeden yarım kalması hatta hiç başlamaması

 

TEKLİF : Benim gelip size Mağazanın camını kıralım mı birlikte demem.

 

 

YASA Ne yapmış biliyor musunuz ?

 

1 -  Önce bu konuda yapılacak TEKLİF i direkt olarak TEŞEBBÜS saymış

 

2 – Bu amaçla, ne şekilde olursa olsun taraflar arasında bir anlaşmaya varılmasını TEŞEBBÜS kabul etmiş

 

3 – Her ne şekilde olursa olsun TEŞEBBÜS ü de, sonuca ulaşamasa da SUÇ ile aynı kabul etmiş ve cezalandırmış.

 

İŞTE OZEL YETKİLİ MAHKEMENİN Yasa hükümlerine dayanarak verdiği kararın ÖZÜ BU…

 

__________________________________________________________

 

İşte o an aklıma DELİ SORULAR geldi.. Cevabını hepimizin bildiği :

 

 

·        NEDEN BİR TEK YAZAR VEYA YORUMCU DA ŞUNU SORMADI?  ACABA FENERBAHÇEYE CEZA VERECEK KANIT BULUNAMADIĞI İÇİN Mİ KARAR UZADI?

 

·        FEDERASYON KURULLARI SÜREKLİ “CEZAYI ZAMANINDA KESMEMEKLE” SUÇLANIYOR. ACABA ONLAR CEZA VERECEK KANIT BULAMAMIŞ OLAMAZ MI?

 

·        FEDERASYON KURULLARI İDDİA EDİLDİĞİ GİBİ FENERBAHÇE YÖNETİMİNDEN DEĞİL DE,  ALTINA İMZA ATACAKLARI KARARLARDAN TARİH ÖNÜNDE SORUMLU OLACAKLARI İÇİN Mİ ÇEKİNDİ?

 

·        ACABA “BU DELİLLERLE FENERBAHÇE HAKKINDA ŞİKE YAPTI DENEMEZ” DİYE Mİ DÜŞÜNDÜLER? VE O ZAMAN KARŞILARINA ŞU SORUN MU ÇIKTI?

 

·        “DEVLETİN POLİSİ OPERASYON YAPTI. FENERBAHÇE MADDİ MANEVİ BÜYÜK YIKIMA UĞRADI. ŞİMDİ ÇIKIP BİRŞEY YOKMUŞ,  PARDON DENEMEZ” DENDİĞİ İÇİN Mİ HİÇBİR MANTIĞA SIĞMAYAN KARARLAR ALINIYOR?

 

·        FENERBAHÇE TAHKİM TARAFINDA ALINAN TÜRDEN KARARLARLA HEM AKLANMIYOR HEM DE ALEYHTEKİ HER KARAR İNANMAYA HAZIR %60’LIK KESİMİN GÖZÜNDE KAYIRILDIĞI İZLENİMİ YARATILIYOR… 

 

·        FEDERASYON VE KURULLARI FENERBAHÇEYİ KAYIRIYORMUŞ, CEZALANDIRMIYORMUŞ GİBİ GÖRÜNÜRKEN ASLINDA OPERASYONDAKİ HATALARI MI GİZLEMİŞ OLUYOR?

 

·        FENERBAHÇE ODAKLI İDDİALAR O KADAR SANSANYONEL ŞEKİLDE SUNULUYOR Kİ KAMUOYU BAZI SORULARIN YANITINI ASLA BULAMIYOR. HATTA TARTIŞAMIYOR.

 

·        KAMUOYU ŞİKE DENİNCE NE ANLIYOR? FENERBAHÇE ŞİKE YAPTI MANŞETLERİ ATILDIĞINDA NASIL BİR YARGIYA VARIYOR? GÖZÜNDE NASIL BİR SAHNE CANLANIYOR?

 

·        FENERBAHÇE’YE ŞİKE YAPTIĞI İÇİN Mİ CEZA VERİLDİ? MAÇ SONUÇLARINI DOLAYLI VEYA DOĞRUDAN ETKİLEMEK NE DEMEK?

 

·        “ŞİKE YAPILDI” HÜKMÜNÜ TESİS EDEN HAKİM,  TAM DA KAMUOYUNUN ZİHNİNDE CANLANAN ŞEKLİYLE ŞİKE EYLEMİNİN GERÇEKLEŞTİĞİNİ Mİ SÖYLÜYOR?

 

·        YOKSA HAKİM KANUNDA “ŞİKE YAPMAK İSTEMİŞ GİBİ KABUL EDİLECEĞİ VURGULANAN” EYLEMLERİN CEREYAN ETMESİNİ YETERLİ GÖRDÜĞÜ  İÇİN Mİ BU KARARA İMZA ATTI?

 

·        5 YILIN SONUNDA BİZE ŞU AÇIKLAMA MI YAPILACAK? “FENERBAHÇE ASLINDA HERKESİN ANLADIĞI BİLDİĞİ MANADA ŞİKE YAPMAMIŞTIR” FENERBAHÇE’NİN CEZA ALMASININ NEDENİ “BAZI EYLEMLERİN MAÇLARDAN ÖNCE YAPILMASI ŞİKE ŞÜPHESİ YARATIR VE ŞİKE EYLEMİ TAMAMLANMIŞ GİBİ CEZALANDIRILIR” HÜKMÜDÜR

 

·        BU NEDENLE FENERBAHÇELİLERİN  “NEDEN SUÇ ÜSTÜ YAPMADINIZ..?”  “BİZ ŞİKEYİ TEK BAŞIMIZA MI YAPTIK?”  “PARA ALIŞVERŞİNE DAİR KANIT YOK” ŞEKLİNDEKİ İSYANI ANLAMSIZDIR

 

·        YANİ KLASİK ANLAMDA ŞİKE YAPILMAMIŞ, YÖNETİCİLERİN BAZI EYLEMLERİ “BİZ SİZİN ŞİKE YAPMADIĞINIZI NEREDEN BİLELİM” MANTIĞIYLA CEZALANDIRILMIŞTIR

 

·        BU NEDENLE MAÇ SONUÇLARINI ETKİLEME VS GİBİ BİR TANIM GETİRİYORLAR. ANLAŞILMASI GÜÇ VE UCU AÇIK TANIMLAMALAR VE YETKİ ALANLARI YARATIYORLAR.

 

·        3 TEMMUZ OPERASYONU BAŞLADIĞINDA HERKES FENERBAHÇE BAŞKAN VE YÖNETİCİLERİNİN RAKİP TAKIM FUTBOLCULARINI PARA VEYA SAİR MENFAATLERLE İKNA EDİP KÖTÜ PERFORMANS GÖSTERMELERİNE YOL AÇTIĞINA İLİŞKİN KANITLAR OLDUĞUNU   DÜŞÜNDÜ.

 

·        100 YILI AŞKIN TARİHİ OLAN BİR KULÜBÜ SUÇLARKEN PARA TRAFİĞİNİ KANITLAYAN DEKONTLAR, GÖRÜNTÜLER, PARAYI ALANLARIN ŞÜPHELİ PERFORMANSI OLMASI GEREKİRDİ

 

·        3 TEMMUZ HAFTASINDA SAĞANAK ŞEKLİNDE OPERASYONU YAPANLARIN ELİNDE HİÇBİR ŞÜPHEYE YER BIRAKMAYACAK KANITLARIN OLDUĞU SÖYLENDİ SIZDIRILDI.

 

·        ZAMANLA  ANLAŞILDI Kİ O İLK HAFTADAKİ DEZENFORMASYONUN İKİ NEDENİ VARMIŞ. KAMUOYUNDA KLASİK ANLAMDA ŞİKE YAPILDIĞI YARGISINI YARATMAK

 

·        İKİNCİ NEDEN İSE OPERASYONU YAPANLARIN ELİNDE ÇOK GÜÇLÜ DELİLLER VARMIŞ GİBİ DAVRANIP, BUNU BASKI ARACI OLARAK KULLANARAK İTİRAF ALMAK…

 

·        HATTA DOSYANIN EKSİK OLDUĞU, TEK ÇARENİN İTİRAF ALMAK OLDUĞU, BÜTÜN ÜMİTLERİN İTİRAFA VE OPERASYON ANINDA YAPILACAK TELEFON GÖRÜŞMELERİNE BAĞLANDIĞI SÖYLENEBİLİR Mİ?

 

Bu soruların cevapları o kadar NETLEŞTİ  ki kafamda özellikle HAKİM BEY in GEREKÇELİ KARARINI okuyunca.

 
GEREKÇELİ KARAR ın ilgili bölümünü  aşağıya ekliyorum. Zamanı kısıtlı olan ve Hukuk terminolojisini fazla bilmediğinden yorumlayamayacaklar için bazı cümleleri seçip aşağıya alıyorum. Vakti olanlar tamamını okudukça, bugüne kadar NEYE İNANDIKLARINI ya da İNANDIRILDIKLARINI görecek ve boğazları düğüm düğüm olacaktır.

 

 

Ne demiş Hakim Bey

Sahanın içinde şike yoksa dışında da yoktur”, “şikenin sahaya yansımamış olması”, ceza yargılaması yönüyle bir anlam ifade etmez.

Ne demiş Hakim Bey

Suç, kazanç veya menfaatin temin edildiği anda oluşur ancak; Müsabakanın  sonucunun  anlaşma  doğrultusunda  gerçekleşmesi  şart  değildir. 

Ne demiş Hakim Bey

 Suç, kazanç veya sair menfaatin temin edildiği anda tamamlanmaktadır. Suçun tamamlanmamış olması yani kazanç veya sair menfaatin temin edilmemiş olması durumunda, bu aşamaya kadar gerçekleşen eylemlerin, teşebbüs hükümlerine göre değerlendirilip cezalandırılması gerekmektedir.

 

Ne demiş Hakim Bey

Ancak yasa koyucu  suç  siyaseti  gereği  bu  halde  de  failin, suçun  tamamlanmış şekliyle cezalandırılması esasını kabul etmiştir.

Tarafların fikir birliği içinde olmaları anlaşmanın yapılmış sayılması için yeterlidir

Ne demiş Hakim Bey

Telefon görüşmeleri tek başına delil olamaz. Telefon görüşmelerinin delil olarak değerlendirilebilmesi için görüşmelerin yanında bu görüşmelere ilişkin bir suç olgusunun bulunması gerekir. Yani Telefon görüşmelerinin yanında, suç unsurunun ele geçmesi gerekir.

Olayımızda, bu amaca yönelik gerçekleştirilen buluşmalar ve para naklinin söz konusu olduğu tespit edilmiş, örgüt üyeliği suçu bakımından da yalnızca telefon görüşmeleri baz alınmamış, örgütsel faaliyetin varlığına işaret eden eylemler göz önüne alınmıştır.

Ne demiş Hakim Bey

 Yasa Koyucu (TBMM) Teşebbüs hükümleri içerisinde değerlendirilmesi gereken fiili, suç siyaseti gereği tamamlanmış gibi kabul etmiş;

 Daha sonra Teşebbüsü düzenlemiş ve anlaşmanın varlığını da aramayarak, “kazanç veya sair menfaat vaat veya teklifinde bulunulması halinde, anlaşmaya varılamadığı takdirde, suçun teşebbüs aşamasında kalmış olması dolayısıyla cezaya hükmolunur” demek suretiyle şike veya teşvik teklifini dahi suç kabul etmiş ve teşebbüs hükümlerine göre cezalandırılmasına hükmetmiştir. Yani yasa, Kazanç veya sair menfaat temini hususunda anlaşmaya varılmış olması halinde dahi, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur demektedir

Ne demiş Hakim Bey

Bu suçun oluşması için iki tarafın birbirine para vermesi şart değil, müsabakanın bu şekilde oynanması da şart değil. Eğer taraflar şike konusunda anlaşmışlarsa, belirtilen menfaat, kazanç yerine getirilmiş olsun olmasın, müsabaka yapılmış olsun olmasın ve müsabaka istenilen anlaşmaya uygun olarak isterse yapılmasın, sadece şike anlaşmasının yapılması hâlinde dahi suç teşekkül ediyor ve tamamlanmış sayılıyor. Dolayısıyla tamamlanmış olarak cezaya hükmediliyor.

VE Hakim Bey Noktayı Koymuş :

Ceza yargılamasının konusu, şike veya teşvik suçunun sahaya yansıyıp yansımaması değil, şike ve teşvik “anlaşmasının” vaki olup olmadığıdır. Sanıkların, sübutu kabul edilen şike ve teşvik eylemleri, bu çerçevede değerlendirilmiştir.

______________________________________________________

MAHKEME YARGICININ BİZZAT KALEME ALDIĞI GEREKÇELİ KARAR
                                                              
             ( 100 SAYFALIK METNİN İLGİLİ BÖLÜMÜ )
 _________________________________________________________________

 

ŞİKE ve TEŞVİK SUÇUNDA  ANLAŞMA

Savunmalarda çokça dile getirilen, “sahanın içinde şike yoksa dışında da yoktur”, “şikenin sahaya yansımamış olması”, gibi sübjektif/göreceli tespitlerin, ceza yargılaması yönüyle bir anlam ifade etmediğinin öncelikle bilinmesi gerekmektedir.

Şöyleki:

Yasa koyucu; 6222 SY’nın 11. Maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde, belirli bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla bir başkasına kazanç veya sair menfaat temin eden ya da kendisine menfaat temin edilen kişi için suçun, kazanç veya menfaatin temin edildiği anda oluşacağını kabul etmiştir.

Suçun oluşması için faillerin bu amaçla hareket  etmeleri  yeterli  olup,  müsabakanın  sonucunun  anlaşma  doğrultusunda  gerçekleşmesi  şart  değildir.  Bir başka  ifadeyle,  şike  suçunun  oluşması için,  faillerin amacına  ulaşmaları  gerekmez.  Önemli olan  müsabakanın sonucunu  etkilemek  amacıyla  menfaatin  sağlanması  veya  bu  hususta  anlaşmaya  varılmış  olmasıdır.(Prof. Dr Mahmut Koca; 6222  Sayılı  Sporda  Şiddet  Ve  Düzensizliğin Önlenmesine  Dair  Kanunda  Düzenlenen Suçlar  Ve  Kabahatler)

 Bu bağlamda anılan suç, kazanç veya sair menfaatin temin edildiği anda tamamlanmaktadır. Suçun tamamlanmamış olması yani kazanç veya sair menfaatin temin edilmemiş olması durumunda, bu aşamaya kadar gerçekleşen eylemlerin, teşebbüs hükümlerine göre değerlendirilip cezalandırılması gerekmektedir.

Ancak; 6222 SY’nın 11. Maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde “kazanç veya sair menfaatin temini hususunda anlaşmaya varılmış olması halinde dahi, suç tamamlanmış gibi cezalandırılır” diyerek, esasen şike ve teşvik suçu bir nevi teşebbüs suçu olarak düzenlenmiştir. Ancak yasa koyucu  suç  siyaseti  gereği  bu  halde  de  failin, suçun  tamamlanmış şekliyle cezalandırılması esasını kabul etmiştir.

Şike ya da teşvik suçunda, anlaşmanın gerçekleşebilmesi için tarafların mutlaka bir araya gelmeleri gerekmediği gibi bu anlaşmanın bir şekil şartına bağlı olduğu da düşünülemez. Belirli bir spor müsabakasının sonucunu etkileme noktasında etkin olabilecek aktörlerden birisi ile bu amaca yönelik kazanç veya sair menfaat temin/vaat eden kişi/kişilerin şike ya da teşvik konusunda fikir birliği içinde olmaları anlaşmanın yapılmış sayılması için yeterlidir. Zira hukuka aykırı ve kanunun suç olarak tanımlayıp ağır yaptırıma bağladığı bir fiilin (şike/teşvik anlaşmasının), hukuken korunan bir şekil şartına bağlanması, izahı kabil bir düşünce değildir.

Bu bağlamda; içerikleri noktasında bir itiraza konu olmayan (nitekim birkaç itiraza konu tape kayıtlarının bulunması sebebiyle tapelerin bir çoğunluğu canlı kayıtlarla karşılaştırılmış, duruşmada sanıklara dinlettirilmiş ve tape edilen telefon görüşmelerinin kayıtlarla birebir uyumlu olduğu anlaşılmıştır) ve sıhhati hususunda Mahkememizde tam bir vicdani kanaat hâsıl olan iletişim tespiti tutanaklarının, fiziki takipler, birkısım sanıkların farklı sebepler ileri sürerek kabul ettikleri para alışverişleri, araba alışverişi, yine farklı sebeplerle dile getirdikleri buluşmalar ve özellikle dosyada belirtilen maçlara yönelik telefon görüşmelerinin ve buluşmaların tam da şike ve teşvik anlaşmalarının maç öncesinde yapılması dikkate alındığında,  mahkememizce subutu kabul edilen eylemlerin  maddi kanıtlarla desteklendiği, farklı sanıkların kronolojik süreç içerisinde birbirlerini doğrulamaları karşısında suçun nitelendirilmesine ilişkin yeterli bilgileri içerdiği ve bu nedenle hüküm vermeye elverişli olduğu anlaşıldığından, iletişim tespitine ilişkin tutanaklara itibar edilmiş ve hükme esas alınmıştır.

Bu arada hukuka uygun olarak alınan mahkeme kararı doğrultusunda dinlenen telefon görüşmelerinin tek başına delil olamayacağı hususundaki savunmalar dikkate alındığında kısaca şu hususu belirtmekte yarar vardır.

Yüksek Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatlarından da anlaşılacağı üzere, telefon görüşmeleri tek başına delil olamaz. Telefon görüşmelerinin delil olarak değerlendirilebilmesi için görüşmelerin yanında bu görüşmelere ilişkin bir suç olgusunun bulunması gerekir. Örneğin iki şahıs arasında silah ya da uyuşturucu ticaretine yönelik bir telefon görüşmesi yapılmasına rağmen suç unsurları ele geçmediğinde veya kriminal raporlarda  uyuşturucu ya da silah niteliği taşıyan bir tespit yapılmadığında doğaldır ki sadece telefon görüşmelerine dayanılarak bir mahkumiyet kararı tesis edilemez. Telefon görüşmelerinin yanında, suç unsurunun ele geçmesi gerekir.

Bu bağlamda davaya konu olay değerlendirildiğinde münhasıran telefon görüşmelerinin bulunduğunu, başkaca  delil bulunmadığını söylemek gerçekçi olmadığı gibi dosya kapsamı ile de uyumlu bir savunma değildir. Zira şike ve teşvik girişimlerine ilişkin telefon görüşmeleri yanında bu amaca yönelik gerçekleştirilen buluşmalar ve para naklinin söz konusu olduğu, suç konusu görüşmelerin (şike ve teşvik anlaşmalarının ya da teşebbüslerinin) müsabaka öncesinde vuku bulduğu, bu görüşmelere müsabakalarının yapıldığı, dolayısıyla telefon görüşmelerine konu olguların dosyada mevcut olduğu açık ve nettir. Örneğin 2 şahıs arasında şike ve teşvik konusunda görüşmele yapılmasına rağmen bu telefon görüşmlerine konu herhangi bir spor müsabakasının yapılmaması durumunda doğal olarak tek başına bu telefon görüşmelerini, şike ve teşvik eylemlerinin sübutunda yeterli kabul edilmeyecek ve suç olarak vasıflandırılıp mahkumiyetle neticelendirilmesi mümkün olmayacaktır. Burada mahkememizce cezalandırılma yoluna gidilirken telefon görüşmelerine konu şike veya teşvik anlaşması yada teşebbüsü bağlamında bir spor karşılaştırılmasının varlığı mahkememizce zorunlu kabul edilmiştir. Yine örgüt üyeliği suçu bakımından da yalnızca telefon görüşmeleri baz alınmamış, örgütsel faaliyetin varlığına işaret eden eylemler göz önüne alınmıştır.

Yasa koyucu yukarıda değinildiği üzere teşebbüs hükümleri içerisinde değerlendirilmesi gereken fiili, suç siyaseti gereği tamamlanmış gibi kabul ettikten sonra,  maddenin üçüncü fıkrası ile teşebbüsü düzenlemiş ve anlaşmanın varlığını da aramayarak, “kazanç veya sair menfaat vaat veya teklifinde bulunulması halinde, anlaşmaya varılamadığı takdirde, suçun teşebbüs aşamasında kalmış olması dolayısıyla cezaya hükmolunur” demek suretiyle şike veya teşvik teklifini dahi suç kabul etmiş ve teşebbüs hükümlerine göre cezalandırılmasına hükmetmiştir.

5237 sayılı TCK'nın; 192. maddesinde, uyuşturucu suçunda suçun haber alınmasından sonra diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet eden fail için; 168. maddesinde, yağma suçunda, kovuşturma başladıktan sonra pişmanlık gösteren fail için; 221. maddesinde hüküm verilinceye kadar terör örgütü üyeleri için etkin pişmanlık düzenlemesine yer vermesine karşın, yasa koyucu ne kadar sert ve kararlı olduğunu ortaya koymak adına, 6222 sayılı Yasa’nın 11. maddesinin 8. bendindeki etkin pişmanlığa ilişkin düzenlemesinde; “müsabaka yapılmadan önce suçun ortaya çıkmasını sağlayan kişiye ceza verilmez” diyerek, dosyamız özelinde yargılama konusunun futbol müsabakası olduğu da gözetildiğinde, müsabakanın hakem tarafından sona erdiğini ilan eden son düdükten önce pişmanlığını izhar etmeyen kişinin dahi bu suçtan cezalandırılmasına hükmetmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, örneğin yapılan şike/teşvik anlaşması neticesinde menfaat temin eden/edecek olan futbolcu, müsabaka sona ermeden devre arasında şike/teşvik fiilinin ortaya çıkmasını sağladığı takdirde suç oluşmasına rağmen, kendisine ceza verilmeyecek ve fakat anlaşmanın diğer tarafı ceza almaktan kurtulamayacaktır. Müsabakanın sona ermesinden sonra ise hiçbir şekilde etkin pişmanlık kabul edilmemiştir.

Şike ve teşvik suçu, rüşvet suçuna benzer bir düzenleme ile 6222 sayılı Kanun’da yerini almıştır.

5237 sayılı TCK'nın 252. maddesinde; “Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması hâlinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur” denilmektedir.  6222 sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde de, “kazanç veya sair menfaat temini hususunda anlaşmaya varılmış olması halinde dahi, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur” ifadesine yer verilmiştir .

765 sayılı mülga TCK döneminde ise bu şekilde açıkça bir düzenleme olmamasına karşın, gerek doktrin (Bkz. Önder, a. g. e., s. 153vd.; Erem, a. g. e., s. 1335;Dönmezer, a. g. e., s. 99;Erman-Ozek, a. g. e., s. 88;Gözübüyük, a. g. e., , s. 741.ve uygulama) ve gerekse Yargıtay uygulamalarında, rüşvet suçunun anlaşma ile tamamlandığı kabul edilmiştir.

Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu  18. 5. 1999 tarih ve  5–119/121 sayılı içtihadında da; “Rüşvet  suçu  bir  anlaşmayla  oluştuğundan  tarafların  rızalarının  gerçekte uyum halinde olmasının koşul bulunduğu...” ifadeleri ile anlaşmaya vurgu yapılmıştır.

Yargıtay 5. CD, 07.12.2000 tarih ve  2000/3140–6923 sayılı; “Kadastro teknisyeni olan sanık K. B’ın müştekinin arazilerinin tapulama tespiti sırasında “bir kuzu ve 10. 000. 000 lira verirsen işlerin kolay olur” demek suretiyle rüşvet istediği, müştekinin de kabul ettiği, bilahare müştekinin vaadini yerine getirmemesi nedeniyle sanığın haber gönderip sıkıştırması üzerine şikâyette bulunduğu, bu durumda rüşvet anlaşması meydana geldikten sonra vaki vazgeçmenin  suçun  oluşumuna  engel  olmayacağı  gözetilerek,  sanığın  eyleminin TCK’nın 212/1. maddesine uyan rüşvet alma suçunu oluşturduğu halde, yazılı şekilde görevi kötüye kullanma suçunda hüküm kurulması” şeklindeki kararı ile “rüşvet anlaşması meydana geldikten sonra vazgeçmenin suçun oluşumuna engel olmayacağı” belirtilmiştir.

Yargıtay 5. CD, 21.01.2002 tarih ve 2602/87 sayılı kararında “sanığın yapması gereken ve görevli olduğu kapatma işlemini yapmamak için yaptığı teklifin müşteki tarafından kabul edilmesi nedeniyle rüşvet anlaşmasının gerçekleştiği gözetilerek sanığın nitelikli rüşvet alma suçundan cezalandırılması yerine, yazılı şekilde görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması yasaya aykırıdır” diyerek yapılan teklifin kabulü ile rüşvet anlaşmasının gerçekleştiği ve bu suçtan mahkumiyet hükmü kurulması gerektiği belirtilmiştir.

Yukarıda değinildiği üzere, 765 sayılı mülga TCK döneminde,  5237 sayılı TCK’nın 252. maddesindeki gibi kesin ve net bir düzenleme olmamasına karşın, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve bu suçlara bakmakla görevli 5. CD’nin özetlenen içtihatları anlaşma ile suçun oluştuğunu kabul ettiğine göre, söz konusu içtihatların, ilk kez bir ceza yargılamasına konu olan 6222 Yasa’nın 11. maddesindeki “kazanç veya sair menfaat temini hususunda anlaşmaya varılmış olması halinde dahi, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur” düzenlemesi bağlamında yol gösterici olduğunu ve suçun sübutuna dair hukukçu olmayanların dahi kolayca anlayabileceklerini, izaha gerek dahi bulunmamaktadır.

6222 sayılı Yasada değişiklik öngören ve Cumhurbaşkanı tarafından bir kez daha görüşülmek üzere iade edilen 6250 sayılı Yasanın kabulüne ilişkin, TBMM'de 23.Kasım 2011 tarihinde yapılan 24. Dönem 2. Yasama Yılı 22. Birleşim'inde konuşan Adalet komisyonu Başkan Vekili Hakkı Köylü konuşmasında; "... Bunun dışında, işte bugün görüşmekte olduğumuz şike ve teşvik primine ilişkin bir düzenleme de yapıldı. Hepinizin bildiği gibi, bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla bir başkasına kazanç veya sair menfaat temin eden bir kişi şike suçundan dolayı cezalandırılıyor. Bundan dolayı bir menfaat alan kişi de aynı şekilde bu suçun ortağı olarak cezalandırılıyor.

Bu suçun oluşması için iki tarafın birbirine para vermesi şart değil, müsabakanın bu şekilde oynanması da şart değil. Eğer taraflar şike konusunda anlaşmışlarsa, belirtilen menfaat, kazanç yerine getirilmiş olsun olmasın, müsabaka yapılmış olsun olmasın ve müsabaka istenilen anlaşmaya uygun olarak isterse yapılmasın, sadece şike anlaşmasının yapılması hâlinde dahi suç teşekkül ediyor ve tamamlanmış sayılıyor. Dolayısıyla tamamlanmış olarak cezaya hükmediliyor.

Ancak bir taraf şike teklifinde bulunur, karşı taraf kabul etmezse; bu takdirde suç teşebbüs derecesinde kalmış sayılıyor ve teşebbüsten ceza kuruluyor.

Bu kanun düzenlenirken rüşvet suçuyla mukayese edildi. Esasında Futbol Federasyonu ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü yetkililerinin birlikte hazırlamış olduğu, özellikle Federasyonun ağırlıklı olarak içinde olduğu kanun taslağında bu cezalar çok daha yüksekti. Yani o günlerde belki bazı maçlarda meydana gelen olayların, yani kamuoyunu bayağı rencide edecek tarzda, rahatsız edecek tarzda meydana gelen olayların da belki etkisiyle çok daha yüksek hazırlanmıştı. Ama biz, sonradan bu kanun görüşmeleri sırasında hatta tasarının son şekli verilirken buna müdahil olduk ve cezayı buraya kadar getirdik ama buna rağmen, bu ceza yüksek görüldü.

Cezanın bu şekilde olmasının asıl sebebi, bu suçun rüşvet suçuna benzer bir suç olmasıydı. Rüşvetin Ceza Kanunu'muzdaki karşılığının alt sınırı dört yıldan başlamaktadır. Rüşvet suçunda 2 kişi vardır, bazen 3 kişi olur, bazen bundan mağdur olan birisi de olmayabilir ama 2 kişi arasında kanunsuz bir iş yapılmıştır. Burada ne vardır? Buradaki taraflar, bu şike anlaşmasından zarar gören taraflar kimlerdir? Şike anlaşmasından, bu şike ile maçın şikeye uygun olarak sonuçlanmasından dolayı zarar gören karşıda başka bir futbol kulübü vardır, bu kulübün yöneticileri, futbolcuları vardır, bu kulübün binlerce, on binlerce taraftarı vardır, Toto oynayanlar vardır, İddaa, bahis oynayanlar vardır. Bunların hepsi bundan mağdur olmuştur, zarar görmüştür. İşte bundan dolayıdır ki, bu suçun mağdurlarının, zarar görenlerinin çok daha fazla olmasından dolayı şike suçunun cezası daha yüksek tutulmuştur.

Ama görünen o ki kamuoyunda veya siyasi parti gruplarının nezdinde ve futbol camiasında, bunun cezasının bu kadar da çok olması anormal olarak kabul edilmiştir; olabilir, ona bir şey demiyorum. Bu ceza düzenlemesi belki bizim tarafımızdan yapıldığı sırada fazla olmuş olabilir, bunu tabii ki takdirle karşılıyorum. Dolayısıyla, ceza "beş yıldan on iki yıla kadar" olan ceza, "bir yıldan üç yıla kadar" olarak değiştirilmiştir. Başka ne yapılmıştır?

Tabii ki kamuoyunda şöyle bir algı var şu anda, onun da olmamasını istiyoruz: Beş yıllık ceza bir yıla inince, bu sanki bir afmış gibi değerlendirmeler olabilir. "Hemen hapisten çıkar, ceza da paraya çevrilir, tecil eder." diye düşünenler olabilir ama şunu da gözden uzak tutmamak lazım: Ceza miktarı aşağıya inmiştir, bir yıllık ceza paraya da çevrilebilir, seçenek yaptırımlara da çevrilebilir, hükmün açıklanması da geri bırakılabilir ama işte bu algıyı ortadan kaldırmak için de burada bir denge kurulmaya çalışılmış. Dolayısıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, seçenek yaptırımlara çevrilmesine ve paraya çevrilmesine, ertelenmesine imkân tanınmamıştır. Dolayısıyla bu suçtan ceza alan kişiler hapis cezasını fiilen cezaevinde üçte 2'sini yatmak suretiyle çekecekler, ondan sonra tahliye olacaklardır yani mahkûm olanlar"  (http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/tutanak_g_sd.birlesim_baslangic?PAGE1=1&PAGE2=1&p4=21043&p5=B) ifadeleri ile yukarıda açıklanan hususların yasanın yapılış aşamasında gözetildiğini açıkça belirtmiştir.

Özetle; ceza yargılamasının konusu, şike veya teşvik suçunun sahaya yansıyıp yansımaması değil, şike ve teşvik “anlaşmasının” vaki olup olmadığıdır. Sanıkların, sübutu kabul edilen şike ve teşvik eylemleri, bu çerçevede değerlendirilmiştir. 

 

 

 

GALATASARAY MAHKEMEDE : ÇANLAR GÜMBÜR GÜMBÜR ÇALIYOR...

 


GALATASARAY MAHKEMEDE TOKAT YEDİ ...
 
 
Galatasaray, Bugun - 20 haziran 2013 - Aksam saatlerinde Kamuoyu Aydınlatma Platformu'na ( KAP ) sessiz sedasız bir açıklama yaptı.
 
Liseli Medya'mızın habere İLGİSİZ kalmasından anlaşılacağı gibi, bu sefer herhangi bir mahkemenin herhangi bir davasında, herhangi bir kararda Galatasaray'ın usule ilişkin iddiaları kabul edilmemiş aksine GALATASARAY'ı CENDEREYE SOKACAK bir gelişme söz konusuydu.
 
Sürekli takipçilerim bilirler, Galatasaray'ın Davalar devam ederken, KAZANDIK - AKLANDIK - SERMAYE PİYASASINDA DOGRU YOLDAYIZ açıklamalarının tam tersine, DAVALAR devam ediyor ve ÇANLAR CİDDİ CİDDİ ÇALIYOR...
 
Gelelim bugünkü açıklamaya :
 
 
Ne diyormuş Galatasaray bir de foto çekip :) bakalım. Biliyorsunuz cok FOTOJENİK bir Avrupa Fatihimiz var :)
 
 
Biraz yorumlayalım mı ? Ama önce biraz geçmişe uzanalım.
 
Galatasaray, devam eden davalarda çok küçük iki kazanımını bütün gazetelerde BANGIR BANGIR duyurmuştu KAZANDIK - AKLANDIK vesaire duyurular yapmış MİLLETİ KANDIRMIŞTI.
 
Bu konularda BLOG sayfamda yayınlanan 2 yazım herşeyi ayrıntılarıyla anlatıyor. Üzerinde tekrar durmayacağım. İlgilenenler BAĞIMSIZ :) Türk Medyasının söylediğinin aksine yaptığım açıklamaların bugün TEKRAR teyid edilmesinin sürpriz olmadığını bilirler.
 
Buyrun ilk yazım : GALATASARAY MAHKEME Mİ KAZANMIŞ :))  15 Mayıs 2013



Buyrun İkinci Yazım : MANİPULASYON YOKMUŞŞŞŞ :) Peki ne Var ?? 17 Haziran 2013



Özellikle İkinci yazımda Galatasaray'ın devam eden tüm davalarını sergilemiş ve Medya aracılığıyla Yatırımcıları ve Kamuoyunu Yanıtlmanın SUÇ olduğunu belirtmiştim. İşte bugünkü açıklama gösteriyor ki artık ZİL ÇALIYOR :) Gerçekleri Görme Zamanı...

GELELİM FASULYENIN FAYDALARINA :

Neymiş Dava ve Ne karar vermiş Mahkeme :

Davacı : Galatasaray Hisselerine yatırım yapan küçük yatırımcılardan biri
Davalı: GALATASARAY Sportif A.Ş ve GALATASARAY Kulübü
Dava Konusu : Kayıtlı sermaye sistemindeki Davalı Şirket ödenmiş ve çıkarılmış sermayesinin gerçeği yansıtmadığının, tamamen ödenmediğinin ve bu nedenle Davalı Şirkette yeni bir bedelli sermaye artırımı yapılamayacağının tespiti

YANİ : Davacı diyor ki : Galatasaray'ın ÖDENMİŞ SERMAYE olarak belirttiği sermaye DOĞRU DEĞİLDİR. Yani ödendiği belirtilen sermaye ORTAKLAR tarafından ÖDENMEMİŞTİR. Dolayısıyla Yeni Sermaye Artırımı YAPILAMAZ.

Tabii ki buna GALATASARAY karşı çıkacak. Mahkeme buna NE CEVAP VERMİŞ?

Uzatmadan özetle geçelim üzerinden :


- Davanın ne için olduğu tespit edilmiş önce : Dava, Galatasaray Spor Kulübü'nün, GS Sportif AŞ'nin Mayıs 2012 deki sermaye artırımına nakden katılmamış olmasının tespiti ve bedellerin nakden ödenmesine kadar yeni bir sermaye artırımı yapılamayacağının tespitine yönelik tespit davasıdır.


Biliyorsunuz Mayıs 2012 de Yatırımcıları ayağa kaldıran bir sermaye artırımı yapılmıştı. Galatasaray diğer ortaklar gibi bu sermaye artırımına nakit katılımda bulunmamış, zaten GS Sportif AŞ ye ait olması gereken biletlere, Gizli bir Protokolle el koymuş, sonra da bunları Kayserilinin annesini boyayıp babasına tekrar satması gibi, GS Sportif AŞ ' ye satmış bundan kaynaklanan alacaklarına mahsuben Para Yatırmadan Sermaye Artırımına katılmıştı. İşte dava bu işlemin usulsüzlüğünü ortaya çıkarmak amacını taşıyor. Mahkeme önce bunu tespit etmiş.

 

-    Galatasaray Kulübü adına yapılmış olan husumet itirazı reddedilmiştir.

 
Dava edilen kurum GS Sportif A.Ş. olmasına rağmen, Galatasaray Kulübü, iki tarafın husumet içinde olduğu gerekçesiyle davanın reddini istemiş, ama MAHKEME BUNU KABUL ETMEMİŞTİR. Yani GALATASARAY ın TALEBİ REDDEDİLMİŞTİR

-    Her iki davalı (Sportif ve Dernek) için yapılan dava ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın reddi taleplerimiz de reddedilmiştir.

Davacının Dava açma hakkının bulunmaması nedeniyle yapılan DAVANIN REDDİ talebi de MAHKEME tarafından KABUL EDİLMEMİŞTİR. Yani GALATASARAY'ın TALEBİ REDDEDİLMİŞTİR

 
- İst. 39. Asliye. Tic. Mahk. 2012/277 E. Sayılı dosyanın celbine;
 
Aynı Küçük yatırımcının başka bir konuda Galatasaray'a açtığı diğer dava dosyasının bu dava ile BİRLEŞTİRİLMESİ Mahkeme tarafından kabul edilmiş. Neydi o dava ?

http://www.kap.gov.tr/bildirim-sorgulari/bildirim-detayi.aspx?id=251702

Özetleyelim O Dava Neydi?  Galatasaray yönetim kurulu kararlarının ve kararlara konu hasılat paylaşım mutabakatı, hasılat paylaşım sözleşmesi, koltuk devri, pazarlama gelir devrine dair tüm sözleşmeler ve ilgili tüm işlemlerin, birleşme ile ortadan kalkan Futbol A.Ş.'nin bu konulardaki tüm Yönetim Kurulu kararları ve işlemlerinin geçersizliğinin tespiti ve/veya iptali ile Türk Telekom Arena Stadyumu gişe gelirleri ile izletme ve pazarlama hak sahipliğinin hüküm altına alınması talepli dava

YANİ Dananın kuyruğunun kopacağı dava. Kabul edilirse Yerin yerinden oynayacağı, Galatasaray'ın Sportif A.Ş. den gasbettiği Bilet gelirlerinin, aldığı faizlerin ve yazdığı alacak kayıtlarının tamamının iptal edileceği dava..

BREH BREH BREH.. Hani kazanmıştı o davayı GALATASARAY ??? Pardon ..?? Ne oldu birden MORARDI yüzleriniz. O günlerde yazmıştık KAZANILAN BİR ŞEY YOK diye.. Şimdi mi anladınız ERENLER ???

 
- Davacıya şirket hissedarı olduğuna ilişkin delillerini sunması için süre verilmesine;

Davacı olan Küçük yatırımcının, elindeki hisseleri ispat etmesine yönelik prosedür. Davacı olmayan bu konuda dava açamayacağı için normal bir prosedür

 
- Telekom Arena Stadı'nın intifa hakkı sahibinin belirlenebilmesi için tapu sicil bilgilerinin davacı tarafından bildirilmesine, tapu kaydının celbi için Tapu Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasına;

ARENA 'nın kullanım hakkı kime ait ? İşte bizim bir yıldır söylediğimiz konu. ARENA tümüyle GS Sportif AŞ ye aittir. Kulübün bunun % 90 'ına gizli bir protokolle el koyması HUKUKSUZ ve USULSÜZDÜR diyorduk. Çünkü Madem Sami YEN in sahibi GS Stad A.Ş. idi, GS Futbol AŞ ve GS Stad AŞ Borsadaki GS Sportifle Birleşince ARENA da GS Sportifin olur. İşte mahkeme BUNU BELİRLEMEK için TAPU dan TAPU kayıtlarını istiyor.. GEL BAKALIM GELLL.. Eminim Eylil ayına kadar Galatasaray Yönetiminden  1 kişinin gözüne uyku giremeyecek.


 
- İntifa hakkının Galatasaray Spor Kulübü Derneği'ne tahsisine ilişkin Gençlik Spor Genel Müdürlüğü'nün tahsis kararının ibrazı için davalıya süre verilmesine;

ARENA nın GS Kulübüne mi GS Sportif AŞ ye mi tahsis edildiğine ilişkin olarak Gençlik Spor Genel Müdürlüğü'nden yazı istenmesine karar veriyor Mahkeme. Yani DAVACI nın istediği tüm bilgiler ilgili kurumlardan isteniyor.


Veeeee BOMBAAAAA....

 
- Locaların pazarlama hakkı ve satışına ilişkin Galatasaray Spor Kulübü Derneği ile Şirket arasında yapılan sözleşme suretlerinin dosyaya sunulmasına;


2010 yılından beri GİZLENEN STAD HASILAT PAYLAŞIM SÖZLEŞMESİ nin Galatasaray'dan istenmesine KARAR VERİLİYOR..  İşte bu çok önemli GALATASARAY Neredeyse bir yıldır süren davalarda bu sözleşmeyi hiç ibraz etmiyor, SPK tarafından bu gizleme dolayısıyla cezalandırılmasına rağmen açıklamıyordu.. Artık mahkemeye karşı çıkamayacak.. KAYBOLDU diyemeyeceğine göre : )

- Duruşmanın 12.09.2013 günü saat 11:00'e bırakılmasına;
 

 
Davanın ikinci duruşması Eylul 2013 de yapılacak. Bahsedilen belge ve bilgiler geldikten sonra da  karar verilecek. Göreceğiz EL Mİ YAMAN BEY Mİ YAMAN...
 
Şimdiden geçmiş olsun GALATASARAY..
 
NOT: Geçen ay mahkeme kararlarının içindeki cümleleri  ZAFER NİDALARIYLA yayınlayan LİSELİ MEDYA, anlamadıkları hukuk dilini umarım bu ilkokul çocuğunun dahi anlayacağı şekilde yaptığım yorumlarla YAZABİLİRLER.. Yer mi... Gözünüz : ) HADI BAKALIM...
 
Merak etmeyin TELİF HAKKI İSTEMİYORUM :) Yazın yeter...
 
 

 Hanoglu Hakan
 

UEFA Soruşturması Ne demek?


UEFA Soruşturması Ne demek?
Nasıl Sonuçlanacak?
Alternatifler..  UEFA Yol haritası..


Evet UEFA disiplin soruşturmasını açıkladı. Nedense GEZI EYLEMLERİ’nde ön saflarda taraftarları yer alan İKİ KULUP beraber disiplin soruşturmasında!  İki takıma gösterilen ABA ALTINDAN SOPA nın altında kim olabilir SIZCE?


Bu soruşturma yazısının ardından FENERBAHCE, UEFA Raporu hakkında kamuoyunu aydınlatmak için bir KAP açıklaması yaptı:




FENERBAHCE bu açıklamada


DOSYA’nın yeni bir dosya değil, UEFA Disiplin Müfettişinin 2011 yılında açtığı dosya olduğu;


Dosyaya ilişkin hiçbir savunma ve delilin Kulübe gönderilen yazı ve eklerinde yer almadığı, sadece  çeşitli kaynaklardan alınmış iddia dayanaklarının bulunduğu;


UEFA yazısı ile istenenlerin :


1) Aziz Yıldırım, Alaeddin Yıldırım, Şekip Mosturoğlu, İlhan Ekşioğlu ve Cemil Turhan'ın disiplin ihlali işledikleri


2) Anılan yöneticiler için futbol faaliyetleri konusunda hak mahrumiyeti talep edildiği


3) Kulübün doğrudan veya dolaylı olarak maç sonucuna etki edecek eylemde bulunduğu iddia edildiği;


4) Kulübün gelecek 2 sezon UEFA müsabakalarından men edilmesinin talep edildiği


5) Konuya ilişkin Kulüp savunmasının 20.06.2013 tarihine kadar sunulmasının istendiği


6) Konunun, UEFA Disiplin ve Kontrol Kurulu'nun 22.06.2013 tarihli toplantısında değerlendirileceği ifade edilmektedir


7) Ayrıca UEFA Müfettişinin söz konusu iddia ve taleplerine karşılık Kulüp tarafından ek belge - ek süre talebinde bulunulacağı


8) Ayrıca FENERBAHCE 'nin UEFA Disiplin ve Kontrol Kurulunda duruşma talep edeceği ifade edilmektedir.


UEFA SURECI ve FENERBAHCE nin KAP açıklaması çerçevesinde gördüklerim :


1)      KAP açıklamasında, UEFA raporunda savunma ve DELİLLERin yer almadığı belirtildiğinden,  FENERBAHCE nin Yargıtaya ve Mahkemeye sunduğu Savunmasını UEFA ya da vereceği anlaşılmaktadır,


2)      Yani FENERBAHCE UEFA dan savunma için ek süre isteyecek


3)      Ayrıca FENERBAHÇE avukatlarının katılacağı DURUSMA istenecek. Belgeleri toplayıp savunma gönderilmesi düşünülmüyor


4)      Durusma kabul edilir ve sure uzatımı verilirse kararın verilmesi asgari 1 ay daha uzar ama CL kura çekimleri öncesi mutlaka tamamlanacağı bekleniyor


5)      Diyelim ki Duruşma kabul edilmedi - Ek sure verilmedi. Bu durumda 10 gun içinde SAVUNMA verilmek zorunda


6)      Savunma gittikten sonra 22 Haziranda Karar verilecek. Zor gorunuyor FB kapsamlı savunma verecek 2 günde değerlendiremezler


7)      Hadi gece gunduz okudular anladılar Karar 22 Haziranda. Benim düşüncem TFF ile de görüşerek YARGITAY kararını bekleyecekleri!


8)       Yok illa bir karar alacaklarsa FB lehine olursa Amenna. Dosya kapanır. Yok MEN kararı gelirse FB UEFA Tahkime gidecek


9)      UEFA Tahkim Kurulu MEN kararını onaylarsa o zaman CAS a gidecek FENERBAHCE. CAS asgari 2 ay demek ve duruşmalı olması isi uzatır


10)  CAS nihai karar olmasına rağmen FB nin AIHM ye gitme hakkı da var ondan sonra. Ancak AIHM, Sporun en üst mahkemesi olarak CAS ı gördüğünden değişik bir karar çıkmasını beklemiyorum


11)  Sozun Ozu Eger UEFA bu defteri 22 Haziranda kapatmazsa bu YILAN HIKAYESI 1 yıl daha sürer. YARGITAY KARARI da çıkar bu arada


Benim beklentim,  UEFA nın topu taca atması. Yani YARGITAY KARARI çıkmadan bu konuda karar vermenın yanlış sonuçlar yaratacağı kararı. Bu da Yargıtay Kararının önemini artırıyor. Ancak iş buna kalırsa benim korkum yok. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’ın son içtihatları Fenerbahçe’den yana


Bir başka düşüncem Hükümetin bugünlerde yaşadığı sıkıntılar açısından, FENERBAHCE lileri bir kez daha karsısına almaya cesaret edemeyeceği.


Ayrıca bilinmesi gereken çok önemli bir şey var : UEFA puan silme küme düşürme veya Şampiyonluğu iptal cezası veremez. Sadece MEN cezası verebilir;  Buna TFF karar verir.


UEFA MEN kararı alırsa, Trabzonspor yıllardır süren iddiaları çerçevesinde yeni dava açacak. Ama Mahkeme, YARGITAY’ın bu konudaki kararını beklemek zorunda.


Sonuçta FENERBAHÇE, alnının akıyla, TEMİZ olduğunu iddia edenlerin içinde en temiz takım olarak kazandığı Şampiyonluğu, aynı sezon 35 puan fark attığı takımların lobi faaliyetleri ile kaybedecek değildir.


Eğer bu lobi faaliyetleri sonucunda UEFA dan MEN gelmesi halinde, TARAFTAR,  FENERBAHÇE YÖNETİM inin, başını dik tutarak göstereceği, Ligden çekilmek dahil her reaksiyonun arkasında olacaktır. 3 yıldır UEFA yı Demoklesin Kılıcı olarak FENERBAHÇE nin başında tutanların bizim bu DİYET i gerekirse kolumuzu keserek ödeyeceğimizi bilmeleri gerekir.  


UEFA nın yaptığı bu soruşturma, Yargı sureci tamamlanmamıştır diye kapanacak veya YARGITAY kararı çıkıncaya kadar ERTELENECEKTIR.. Aksi takdirde nihai yargı kararı verilmemiş bir dava sonucuna bağlı olarak geri dönüşü mümkün olmayan sonuçlar ortaya çıkacağından UEFA nın TFF kararlarını hiçe sayarak alacağı kararlar kendi itibarına gölge düşürecektir.


 Hanoglu Hakan

MANIPULASYON YOK ' muşşş ... PEKİ NE VAR ?

 
 
 
Galatasaray Kulübünün EVLERE ŞENLİK Manipülasyon açıklaması :) Bu Kulübü kimler yönetiyor acaba ?
 
 
Galatasaray Kulübü, 14 Haziran 2013 tarihinde kendi sitesinde KULÜP HABERLERİ bölümünde bir açıklama yaptı. Tabii bizim LİSELİ MEDYA mız bu açıklamayı hemen manşetlere taşıdı ve GALATASARAY AKLANDI diye servis yaptı.
 
Özel durumumuz nedeniyle Türkiye'de olmadığımızdan ve MAALESEF bu konuda bilgi sahibi HERKESİN 3 Maymunu oynaması dolayısıyla; KAZIN AYAĞININ ÖYLE OLMADIĞINI başka da yazan olmayınca  millet inanmaya başladı bu ANLAMSIZ ve AYRINTISIZ HABERLERE..
 
Bakalım Ne Açıklanmış:
 
Bu Galatasaray'ın yaptığı açıklama Linki :
 
 
Kulübün İnternet sitesinde KULÜP HABERLERİ bölümünde yer alıyor.
 
Yani Galatasaray Sportif A.Ş. ile İLGİLİ DEĞİLMİŞ haber. Yatırımcıların bilmesi gerekmiyormuş gibi.. Bari MASA TENİSİ falan gibi bir bölümde yayınlasalardı.
 
AÇIKLAMA aynen şöyle:
 
Bu açıklamanın içeriğine geçmeden, bu konuda Kamuoyu Aydınlatma Platformu'nda bir açıklama var mı diye baktım : YOK.. Nasıl Yani? Bu kadar önemli bir konuda nasıl Açıklama olmaz? YOK İŞTE.. Buyrun bakalım :
 
 
Bu da Mayıs - Haziran 2013 teki KAP açıklamalarının ekran dökümü : YOK Açıklama YOK..
 
 
 
Peki bu durumda Galatasaray Sportif A.Ş. suçlu olmuyor mu bu açıklamayı resmen duyurmamakla? KESINLIKLE Suçludur. hem de 1 değil 2 değil 3 defa:
 
1 - Manipulasyon konusunda Savcılıga yapılan Suç Duyurusu KAP a bildirilmemiştir
 
2 - Bu başvurunun Savcılıkça kovuşturmaya gerek bulunmadığı şeklindeki - varsa - Savcılık Kararı ve dayanak olan - varsa - SPK Kararı KAP a bildirilmemiş ve kamuoyundan resmi bilgi gizlenmiştir.
 
3 - Açıklama sadece Kulübün resmi sitesinden yapılmış, Galatasaray Sportif A.Ş. ile ilgili haberler bölümünde yayınlanmamıştır
 
Açıklama yapılmak zorunda mıdır ? EVET .. Buyrun KAP mevzuatı ne diyor ? Sayfa 4 OZEL DURUMLAR ı anlatıyor
 
 
Bu da Resmi Gazetede Yayınlanan Tebliğ :
 
 
Kanun metni okuyamayanlar için Türkçesi :
 
BORSA da işlem gören şirketler, kamuya açıklandığı takdirde söz konusu sermaye piyasası aracının değerinde veya yatırımcıların yatırım kararları üzerinde etki yaratabilecek bilgileri KAP a bildirmek zorundalar.
 
Borsada hisse manipülasyonu iddiası böyle bir bilgi midir EVET. Değilse Kulüp Resmi sitesinde neden yayınlıyorsunuz? Hem de GS Sportif A.Ş. nin adından da bahsederek??
 
Bu konuda SPK  ve BORSA İstanbul ve KAP nezdinde resmi başvurularla bu BİLGİ SAKLAMA nın cezalandırılmasını isteyeceğiz. Resmen, dilekçe ile..
 
Gelelim Galatasaray Ne demiş Ne açıklamış bölümüne.. Merak edilen konu bu aslında :
 
Ancak, ne KAP bildirimi, ne açıklamada belirtilen SPK Kararı, ne de bu karara istinaden alınan Savcılığın kararı elimizde olmadığından ve Kamuoyuna sadece GS resmi sitesinde belirtilen şekilde duyurulduğundan, ne kadar güvenebileceğimizi bilmiyoruz. Çünkü Galatasaray bizzat SPK tarafından resmen cezalandırılmış olduğu üzere, BİLGİ SAKLAMA konusunda sabıkalıdır ve ben şahsen bu bilgiye güvenmiyorum.
 
Bakalım ne demişler : Tek tek üzerinden geçelim:
 
 
Galatasaray Sportif A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı, Sn.Ünal Aysal ve diğer şirket yetkilileri aleyhine, bir kısım şikayetçi tarafından, 2011-2012 yıllarına ilişkin olarak, bilgi bazlı manipülasyon ve piyasa dolandırcılığı suçlarının işlenmiş olduğu iddiası ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuştur

 

Kim bu BİR KISIM ŞİKAYETÇİ ?
 
Ne zaman şikayet edildi AYSAL ve ŞİRKET?
 
Neden KAP 'TA AÇIKLANMADI bu şikayet daha önce ?
 
Buna benzer BAŞKA DAVALAR ve SUÇ DUYURULARI var mı henüz açıklanmayan ?
 
Ne istiyordu DAVACILAR?
 
Hiç bir BİLGİMİZ YOK..
 
Galatasaray bu bilgi vermeme dolayısıyla CEZALANDIRILACAKTIR...
 
 
Devam edelim :
 
Yapılan bu suç duyurusu üzerine Savcılık, iddiaların tamamının incelenmesi için konuyu Sermaye Piyasası Kurulu (“SPK”) Başkanlığına intikal ettirmiştir. Şikayete konu iddiaların tümü SPK tarafından detaylı bir şekilde incelenmiş ve araştırılmış, Kurul sonuçta 08.05.2013 tarih ve 527 sayılı kararı ile suçun unsurlarının oluşmadığını, suça konu herhangi bir durumun olmadığını tespit ederek bu yönde karar vermiş ve verilen kararı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletmiştir
 
 
Eğer böyle bir SUÇ DUYURUSU varsa ( KAP ta açıklanmadı kamuoyuna )  Ne istendiğini ve SPK 'nın neyi nasıl incelediğini bilmek zorundayız değerlendirmek için. SPK nın 8 Mayıs tarihli açıklamasında bu konuda bir bilgi yok. Buyrun :
 
 
 
KAP a yapılacak açıklama Savcılığın kararını da ihtiva edeceğinden bu yapılmamış. Bize sadece Yalan - Yanlış - Eksik bilgiler var ve sadece bazı noktalara değinerek KAMUOYU aydınlatılmaya değil YANILTILMAYA ÇALIŞILIYOR...
 
Son bölüme gelelim ne söylüyor Galatasaray :
 
 
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da, 13.06.2013 tarihinde vermiş olduğu kararla; soruşturmaya konu iddialarla ilgili olarak kovuşturmaya geçilmesine gerek olmadığına karar(takipsizlik kararı) vermiştir. Bu karar ile Yönetim Kurulu Başkanımız Sn.Ünal Aysal ile diğer şirket yetkililerimiz hakkında ki iddiaların tamamen mesnetsiz olduğu, haksız suç isnadından öteye gitmediği ortaya çıkmış, gerek SPK, gerekse de Savcılık tarafından yapılan aylar süren inceleme neticesinde, sermaye piyasasın da ki iş ve işlerimizin yasal olduğu hükme bağlanmıştır
 
 
 
Savcılığın - varsa - sadece bir suç duyurusunda kovuşturmaya gerek olmadığı kararı - varsa - orada geçen sadece bir iddiaya dayanarak verdiği takipsizlik kararı, nasıl SERMAYE PİYASASINDAKİ İŞ VE İŞLERİN YASAL OLDUĞUNU gösterir ???
 
Bu açıklamaları kim yapıyor ? Kim yazıyor Allah Aşkına ??
 
Hukuka uygun olmamasının ötesinde, böyle bir Türkçe kim tarafından ve hangi eğitim derecesinde bir adam tarafından yazılmaktadır?
 
Koca Galatasaray'ın hukuk bilgisinden eksik uzmanları, mali açıdan hata üstüne hata yapan analistleri, bir de Türkçe bilmeyen adamlara açıklama yaptırıyorlar..
 
ACIDIM CİDDEN ...

GS açıklamasına dayanarak, MAHKEMENIN GS yi AKLADIĞINI düşünenlere söyleyeceğim şey,  - varsa böyle bir suç duyurusu - Savcılığın yapacağı konunun uzmanı SPK ya başvurmaktır. SPK da sadece bu konuyla ilgili olarak görüş bildirir. GS açıklamasında - varsa - SPK nın kararı olduğu ve bunda suç unsuru olmadığını söylüyor.

BAK BAK BAK...

İşte burada dananın kuyruğu kopuyor :

DEMEK Kİ - varsa - SPK nın Savcılığa gönderdiği kararda başka bazı konularda BİLMEMEMİZ GEREKEN BİR ŞEYLER VAR.. Ne olduğunu öğreneceğiz.. Çok yakında...


Bir sözümüz de - varsa - SPK nın kararını yazan Uzmanlarına :
 
 
Bizzat SPK tarafından BİLGİ SAKLAMA suçundan cezalandırılan Galatasaray Kulübü, bu bilgi saklama döneminde, diğer yatırımcıların bilmediği bazı bilgilere dayanarak, yüklü miktarda ( % 28 ) şirket hissesini yüksek fiyattan  satmışsa, bunun adı dünyanın her tarafında MANİPÜLASYON dur.
 
Eğer o kararınız, açıklamanız varsa okumak isterim hangi dayanakla bu kararı verdiniz?
 
Yoksa siz de önceki SPK Yöneticileri gibi, bazı şeyleri görmezden mi geliyorsunuz? GS Yöneticileri ile yaptığınız özel görüşmelerin - varsa - bu kararı almanızda ne kadar etkisi oldu?
 
SADECE ÖĞRENMEK İSTİYORUZ ...


Bu arada Sermaye Piyasasında bütün işlemleri AK ve PURI PAK olan Galatasaray'ın Sermaye Piyasası İşlemleri ile ilgili olarak mahkemelerdeki DAVALAR ını hatırlayalım:

 
 
Yani.... Daha çoooook yolumuz var...

 
 


 Hanoglu Hakan

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

BIR TELEFON KONUSMASI.. AYKUT HOCA'nın İSTİFA AKSAMI...

AMAN SÖYLEMEYİ UNUTMA…

Bilinmeyen X : Nasılsın? 


Bilinen Y : Gayet neşeliyim. Yayın için hazırlık yapıyorum. Telefon bekliyordum.

Bilinmeyen X : Son durum ne? Tepkiler nasıl?

Bilinen Y : Her kafadan bir ses çıkıyor. Yani tam da arzu ettiğiniz gibi…

Bilinmeyen X : Neler söylemeyi düşünüyorsun?

Bilinen Y : Aslına bakarsanız bunu sizin söyleyeceğinizi umuyorum

Bilinmeyen X : Ben de o nedenle aradım. Seni biraz geç aradım ama anında duruma vaziyet etmek gerekiyordu.

Bilinen Y : Elbette. Sırayla tabi. Biz de gün boyu izledik ilgiyle. Mükemmel çalıştınız.
Önümüzdeki günlerde efsane olacak epey replik çıktı ortaya

Bilinmeyen X : Büyük sürpriz oldu bizim için… Ama hızlı adapte olduk.

Bilinen Y : Eminim çok şaşırmışsınızdır!!!! Ben bir gece önceden haberiniz olduğunu düşündüm!!!!

Bilinmeyen X : Sürpriz olan olayın çıkışı değil. Tadını çıkaramadık. Şimdi yeni bir figür bulmak zorundayız

Bilinen Y : Zorlanacağınızı sanmam

Bilinmeyen X : Bunun olması kaçınılmazdı. Ancak çok erken oldu. Biz bütün yaz faydalanmayı isterdik.

Bilinen Y : O zaman kaşımasaydınız keşke

Bilinmeyen X : Kaşıyıp kanattıktan sonra kendi haline bırakacaktık. Gerektikçe yine kaşıyıp kanatacaktık. Ancak çok hızlı davrandılar.

Bilinen Y : Her iki taraf da…

Bilinmeyen X : İlk kayıtlar ulaştığında biz de oynuyorlar mı diye düşünmedik değil? O yüzden tam intibak edemedik.

Bilinen Y : Olabilir mi?

Bilinmeyen X : Neyse ne? Biz işimize bakalım. Senden sonra konuşmam gereken 8-10 kişi daha var . Gerçekte ne oldu? Kim neyi neden yaptı diye düşünecek zamanımız yok. Önemli olan nasıl faydalanacağımız…

Bilinen Y : Tamam. Kağıt kalem hazır. Not almaya hazırım.

Bilinmeyen X : Taraftar taramasını yapamadık. Eleştiriler ve ayrışma noktaları tam netleşmedi. O nedenle genel şablondan ilerleyeceğiz. Yani 2-3 gün doğaçlama olacak.

Bilinen Y : Anladım. Yansımalara göre yön belirleyeceksiniz. En zayıf noktalara baskı.

Bilinmeyen X : Doğru. Birinci önceliğimiz A.Y’ın bu süreçten olabilecek en ağır hasarla çıkması. O nedenle şablondaki bilinen noktalara şiddetle baskı yapacağız.

Bilinen Y : Buna sevindim. Nihayet A.K için güzel sözler de söyleyeceğiz. İnanın ben severim onu. Hakikaten çok haksızlık oldu çocuğa

Bilinmeyen X : Hangi cümlemden o sonucu çıkardın. Bu vakada bizim için olayın tüm tarafları haklı. O nedenle görev bölümü yapıyoruz. İzleyenler asla bir tarafı haklı veya haksız bulmamalı. Nihai amacımız taraftarlarının bölünmesi. A..ciler, A..cular. Hatta ikinizi de istemiyoruzcular çıkarsa tadından yenmez

Bilinen Y : Ben hangi taraftayım.

Bilinmeyen X : Sen A.Y’ı haksız bulanlardan olacaksın

Bilinen Y : Bana uyar.

Bilinmeyen X : Önce seri halde mesajları sırala. Sen pat pat sıralarken sosyal medyada o cümleler yayılacak. Hangi cümle taraftarlarca benimsenirse sana mesaj atarlar. Tekrarlarsın

Bilinen Y : Tamam. Biliyorsunuz bizim kurumsal yapımız çok atlamaya zıplamaya uygun değil

Bilinmeyen X : Sorun yok. Senin partnerin lüzumsuz uzatmalar yapmasın da…

Bilinen Y : Hallederim

Bilinmeyen X : Haberlere büyük emek sarfettik. Hepsi görünmeli ve pat pat yorum yapmalısın

Bilinen Y : Merak etmeyin.

Bilinmeyen X : “Sen kardeşinle yaşadığın sorunları böyle kurumsal bir yapıya nasıl yansıtırsın. Asırlık çınar burası. Çocuk oyuncağımı mı sandın?” diye sorman lazım

Bilinen Y : Kurumsallaşmadı tek başına yönetiyor diyorduk. Ters olmayacak mı?

Bilinmeyen X : Olmaz. Kim farkedecek? Kızgın olanlar zaten ne desen fitillenecek. Sakin bakanlar ne desen umursamayacak. Takma kafana. Ayrıca herkesi ikna etme şansımız yok. İzleyenlerden 100 kişiden birinin kafasını karıştırsan yeter

Bilinen Y : Anladım. Bize o bir kişi lazım…

Bilinmeyen X : Gelişmeler gösteriyor ki A.Y çok yıpranmış. Yıpranma kelimesini 3-4 kez vurgula

Bilinen Y : Yalan da değil. Tamam not ettim

Bilinmeyen X : Her şey süt limandı. Öfkesine yenildi demek ki? Zaten başına ne gelirse o öfkeden geliyor. Ama bu öfke sonucu yaptığı işlerden kurum zarar görüyor

Bilinen Y : Tamam. Hatta süslerim. Taraftar TV başına oturdu. Yeni transfer haberleri bekliyordu. Kaosla karşılaştı. Bu taraftar bir rahat huzur görmeyecek mi? A.Y gitmeden huzur yok anlaşılan derim.

Bilinmeyen X : O malum arkadaşın repliği. Sen çok sertleştirme. Sizde sakil kalır. Sen tatlı tatlı vur

Bilinen Y : Tamam

Bilinmeyen X : A.K gitti. A.Y büyük baskılara rağmen direniyor. Nereye kadar direnecek filan dersin

Bilinen Y : Tamam. İzleyen taraftarların içini tüketme olayı. Taraftar siteleri de bölündü derim. İkiye ayrıldı. Biri müjde gitti diyor. Diğeri ağlıyor.

Bilinmeyen X : Evet. Fakat abartma. Müjde gitti çok sevimli bulunmamış. Çok istiyorsan söyle. Asıl mesajı atlama. Bu ızdırap bitmeyecek, artık kurtulmak lazım psikolojisi bizim için daha önemli.

Bilinen Y : O sırada mesaj attırırsanız iyi olur. Hemen okuturum. Taraftar da isyanda

Bilinmeyen X : Bana işimi öğretme. Sen enerjini anket filan yaptırmaya harca. Kim haklı olayı. Oranlar denk olsun. Öyle ayarlayın. Bölünmüşlük görüntüsü çok kıymetli

Bilinen Y : Tamam

Bilinmeyen X : Konuşmanda “Şahsi kapris” konusunu mutlaka geçir. Olmayan transferler, kaçan huzur hepsi şahsi kapris yüzünden…

Bilinen Y : Tamam. Ezberledim artık. İsterseniz şahsi kapris, öfke, yıpranarak nereye kadar muhabbeti yaparım

Bilinmeyen X : Devamlı A.Y’a yüklenme. A.K’dan hoşlanmayanlara da malzeme vereceğiz. “UEFA’dan, Yargıtay’dan gelen haberler yüzünden kaçtı. A.K önümüzdeki aylarda yaşanacak gelişmeleri hesapladı ve dayanamayacağını anladı ” dersin

Bilinen Y : Doğru mu bu? Sizde bilgi var mı?

Bilinmeyen X : Ah şu senin gazetecilik refleksin!!!! A.K’a salla biraz. Sonra “Burası 100 yıllık kurum. Aile şirketi değil. Kişisel kavgalarla bu kurumun geleceğiyle oynayamazsın” dersin. Burası aile şirketi değil diye biraz öfkelenmiş gibi yap

Bilinen Y : Tamam. Sonradan izliyorum. Ben bile kendi söylediğime inanacak oluyorum

Bilinmeyen X : En önemli replik “Yeter artık”… Önce de ki “A.K o kadar baskı altında kaldı ki yeter artık dedi” Sonra konuyu “herkesi öfkeyle, şahsi kaprisle gönderiyor. Koca camiadan bir kişi de çıkıp A.Y’a yeter artık demeyecek mi dersin.

Bilinen Y : Tamam. Daha önceki repliklerimde vardı. “Her ayrılan yeter artık diye mi ayrılacak?”

Bilinmeyen X : Harika. Belirgin nokta “yeter artık” AMAN SIK SIK SÖYLEMEYİ UNUTMA

Bilinen Y : Araya A.K 3 yılda hata yapa yapa epeyce tecrübe kazandı. Şimdi gönderilmesi yanlış filan lafları eklerim. Yoksa kurumdakiler şüphelenecek

Bilinmeyen X : Tamam canım. Diğerleri de söyleyecek. Kimliğine kişiliğine kimse laf edemez ve saire. Yazdırdığım anahtar mesajları ver. Araları nasıl istersen doldur. Yeter ki %1 TV açsın bunları duysun. Gazeteye baksın bunu okusun. İnternette nereye baksa bu mesajları görsün

Bilinen Y : Tamam oldu bilin

Bilinmeyen X : Son olarak da A.Y ile A.K arasındaki konuşmalar nasıl medyaya sızıyor. DEMEK Kİ İKİSİNDEN BİRİ ANLATIYOR DERSİN

Bilinen Y : HER İKİSİ DE KENDİNE YAKIN MEDYA MENSUPLARINA SIZDIRIYOR DERSEM KAYMAK OLUR.

Bilinmeyen X : R.D’i es geçme. Ne işi var orada filan. Ama öncelikli değil.

Bilinen Y : Ben o konuya girmeyeyim. Zaten R.D’e giydirme meraklısı da çoktur…

Bilinmeyen X : Olmaz mı?

Bilinen Y : Tamam hepsi not edildi. Ayrıca söylediklerimizin hepsi gayet mantıklı ve doğru olan şeyler. Kimse itiraz edemez.

Bilinmeyen X : Bizim için önemli olan baskı noktalarına yönlendirmek. Yoksa doğruları anlatmak derdinde değiliz. O doğru(!)ların nasıl yaratıldığını biliyorsun. Bu ortamdan nasıl faydalanabiliriz. Son direnişi de kırmamız lazım. Çok uzadı bu iş. Adamdaki inat akıl alır gibi değil.

Bilinen Y : Siz daha iyi bilirsiniz ama bu kavga vs normal gelmedi bana. Böyle görüntü yaratıp zemin hazırlamış olabilirler mi? E.B gibi olmasın.

Bilinmeyen X : Biz de şüphelendik. Ama kaynak sağlam. Tabi yaz ortasında olsa tadından yenmezdi. Şimdi derlenip toplanıp sezona başlamaya çalışacaklar.

Bilinen Y : Bu kere slogan olacak. A.D.S da “Gitmesi lafımız yok. Ama gönderiliş şekli yanlıştı” demekten dilimiz kurumuştu.

Bilinmeyen X : Yeni slogan “Yeter Artık. Hep mi sen haklısın? Herkes gidiyor o duruyor.” Daha net karar vermedik.

Bilinen Y : Bence biraz bekleyin. Mutlaka bazı açıklamalar yaparlar. O açıklamalardan epey malzeme çıkar.

Bilinmeyen X : Elbette. Havadan, karadan kuşatmaya devam.

Bilinen Y : Ben yine de kalenin içinden uçurulacak haberci güvercinlere dikkat derim.

Bilinmeyen X : Her şeye hazırız. Sırma saçlı arıyormuş. Ona da notları bildirmem lazım. Yeni TD konusunun ölü doğması lazım. Taraftar biraz telaşlanmalı

Bilinen Y : Mesaj alındı. Görüşürüz